|
|
June 13
Alıntı
MOVANO_21@HOTMAİL.COM
Beni tanımıyorsun, en çok da bu yanını seviyorum sana yazarken. Beni tanımanı istemiyor kalbim, sadece dinlemeni. Dinlemeni ve aynı duyguları paylaşmanı benimle .. Herkesten en yakın olacağız birbirimize. Eğer susmazsak, paylaşırsak, saçma bulmaz, anlamlarda buluşursak.
Dar geçitlerden, karanlıklardan geldim buralara. Yolum bitmedi daha biliyorum. Eskisinden daha güçlüyüm, en zor yollardan geçtim gibi. Geriye kalan yolda daha zorlu anlarım da olacaktır elbet. Ancak öylesine hazırım ki, öylesine ayakta kaldım ki, daha ne olsa aşarım, aşacağım. Aklım hep geriye dönerdi, anılara, yaşanmışlara, yaşanmamışlara. Bir balığın habersizce ecele takıldığı gibi, takılırdı mazim yüreğime, dünüme, yarınıma. Yine takılmıyor değil zaman zaman. Yine derinlere inmiyor değil gözlerim. Ama artık boğulası hıçkırıklar, pişmanlıklar yok. Sanırım büyümek bu...
Büyümek nasıl bir şeydir diye meraklarım vardı. ! Galiba görüyorum ve hissediyorum artık bunu. Büyümek için, yaşımdan medet umardım. Hadi artık yaş kaç oldu, büyüt kendini. Nasıl? Rakamlarda değildi hüner, yaşanmışlıklarla geliyordu olgunluk, tabi hüner buysa. Ve hala &8211;sanırım- büyüdüm'lü yaşlar içindeyim. Çok tatlı ama! Çok umarsız her şey. Buysa büyümek, geç kalmışım diyesim var. Düşünmemek her şeyi, dilediğince, gönlünden geçtiğince, an'ı yaşamak; yarını yokmuşcasına. Kaç yarınımız vardı ki zaten. İşte bunu kavramak.
Yarın yokmuş gibi yaparsa insan, bugün daha başka yaşanıyordu yaşam. Daha, çok daha başka .. Gelen yarınlara, gelecek günlere de bir şeyler götürmeliydi insan. Bu düne kadar ki düşüncem. Eskiden yani dün mesela, yarınlar için hazırlık yapardım belki de. Hani herkes gibi. İyi bir işim olsun, param olsun, düşünmeyeyim onu bunu. Bana göre değildi bunlar. Bunları yaparken, gününü göremiyordu insan. Bugünümden tat almadıysam yarınlarda ne işime yarayacaktı elimdekiler?
Evet yarınlara bir şeyler götürmek zorunlu diyorsanız, ben sevgi biriktireceğim. Eskisi kadar harcanmış değil. Seçilmiş yerini bulmuş sevgiler. Biraz da aşklarımdan katacağım içine. Aşkı bulmakla, aşkın olmadığına inandığım köprülerden indim artık. Aşk vardı hatta aşklar vardı. Her şey aşktı. Doyasıya yaşadığın, bugünündü aşk. Ne olduğunu anlamadan içine düşmeliydi aşkın, senin olmayacağını bildiğindi aşk. Bir ömre hapsedilecek alışkanlıklar, aynı sabahlarda uyanmalar, kavgalar gürültüler değildi aşk. Acı çekmeyi sevenler, seçimlerini bu yönde kullananlara -bize- göreydi aşk. Acıtacaktın yüreğini, ah deliler gibi sevip, geceleri uzatıp ardından sabahlara kanat açmalıydı bitmiş aşklar, kuşlarca özgür. Çok sürmeden, arada kanatılacak yaralardı aşk. Ömürde kalan sevgiyse ne ala, aşkı sığdıran varsa bir ömre, güler geçerim şimdilerde. Ansızın, sorgusuz, baş döndüren, bitecek sabahlardaydı aşk. Yüreğinde kelebekler uçmayacağı an`a kadar, zincirlemek haksızlıktı. Güzel bir iz olarak kalsındı aşk. Nefretlere, kinlere dönüşecekse, yaşanmasındı. Düne ihanet değil bu değişimim, yarına armağan kendimden; kendimi. Yarınıma yorgun, yenik, pişman bir ben götürmektense, aşkları rafa koymayı öğrenip, acılardan sıyırdım yüreğimi. İşte şimdi bulduğumdu aşk.
Sen! Dost; bu yazımı okurken seni benimle paylaştığın için teşekkürler. Aşka inanan ama bir ömür sürsün diye çırpınanlardansan, bırak yüreğindeki kuşu hemen, sal uzaklara. İnan durma. Sende benim gibi büyümediysen, unutma sözlerimi. Aşkı benim tanımımla paylaştığında, büyüdüğün andır. Hele bir de içinde kalmış bir sevgili varsa, hani doyamadığın, değilse çok uzaklarda, ona sarılmak en muhteşem andır. Artık yaşam şimdidir. Günü uzatmak, yarından uzak kalmakla başlar ve dünü anmamakla. Balıklar bile öğrendi, oltalardan uzak artık bir çoğu. Büyüyenler yüzmeye devam ediyor ve oltalara takılanları seyrediyor, bizler gibi. Yemlere av olmaktan kurtulup, kendi kendine doymayı öğrenmekle başladı her şey. Büyümekle ...
Mutlu ol ve sevdiğince sevil!
Alıntı
today wery wery good
Alıntı
.
|
|
susmak Gözyaşlarının kelimelerin manalarını yıkadığı bir saatte susmak Yürek sevdasının yangınıyla yanmayan bir gönüle sevdayı anlatmadan susmak… Gidişlerin hicranına bürünmüş bir sabahın ufkunda Elvedaları dilimizden düşürmemek adına susmak… Garipliğin sancısının simanda çizildiği bir vakitte
susmak… Ah ve ofların bahçesinde boy verdiği sitemkâr hanenin önünden geçerken susmak… Bakışların manidarlığından sıyrıldığı bir vakitte
susmak… Gönül kapılarının yüzüne kapandığı ve ikindinin hüznünü yürekte hissettiğinde susmak… Gecenin karanlıklar Ummanlarında alabora olduğunda, Yunus’a seslenen Rahmani sesi kulaklarında ağırlamak adına susmak… Musa’nın Tur-u Sina’daki duasına yürekler çatlatırcasına amin deyip susmak… Yusuf’un nefsinin karayeline kapılmadığı ve edep meltemiyle arındığı bir vakitte susmak Yakup’un gözler dağlayan hicranına teselli olacak kelimelerinde, Yusuf’un kanlı gömleğiyle paramparça olduğu zamanda susmak…

Susmak… Sevgiliye meftun bulutun sevdası karşısında
susmak… Gafletin elinden Nur_u Dilaranın cemaline savrulan taşların mahcubiyetiyle susmak… Hicretle ayrılığa mahkum edilen Mekke’nin hicranına bürünerek susmak… En şerefli ağaç olarak bilinen hutbelerin yoldaşının ardın sıra özlemden kuruduğu anda susmak Ebu Bekir’in babasını can dostta feda ettiği yarenliğin en yüce mertebesinde, Ömer’in sevdasına bürünüp, adaletiyle gönülleri fethettiği, bir vakitte Osman’ın edebiyle melekleri bile hayran bıraktığı Ali’nin bedeninin küçüklüğüne aldırmadığı, yüreğinin büyüklüğüyle ölüme meydan okuduğu bir vakitte susmak… Ensar ve Muhacirin gönüllerindeki muhabbetti simalarındaki akse yansıdığı bir anda susmak… Bilal-i Habeşi’nin ALLAH BİRDİR sözüne mazhar olduğun saniyede susmak… Ve Sevgilinin ikliminde dolaşan tüm varlıkların dili kelamından dökülenleri duyduğun anda susmak… Dildeki savunmaların anlamlarını yitirdiği, uvuzların bir bir dile geldiği bir vakitte susmak… Dünyalık kelamların varlığının hiçliğe sürüklediği bir gecede susmak… Söylenmemiş cümlelerin dahi tek ve yegane dinleyicisi olan HAKK’ın huzurunda susmak… İhlası derinliklerinde saklayan yüreğin konuştuğu bir vakitte Günahkar bir dilin haykırışına prangalar vurup
susmak… Dünya rıhtımından, ukba okyanusuna
  
| |
| May 28
Alıntı
.
|
|
susmak Gözyaşlarının kelimelerin manalarını yıkadığı bir saatte susmak Yürek sevdasının yangınıyla yanmayan bir gönüle sevdayı anlatmadan susmak… Gidişlerin hicranına bürünmüş bir sabahın ufkunda Elvedaları dilimizden düşürmemek adına susmak… Garipliğin sancısının simanda çizildiği bir vakitte
susmak… Ah ve ofların bahçesinde boy verdiği sitemkâr hanenin önünden geçerken susmak… Bakışların manidarlığından sıyrıldığı bir vakitte
susmak… Gönül kapılarının yüzüne kapandığı ve ikindinin hüznünü yürekte hissettiğinde susmak… Gecenin karanlıklar Ummanlarında alabora olduğunda, Yunus’a seslenen Rahmani sesi kulaklarında ağırlamak adına susmak… Musa’nın Tur-u Sina’daki duasına yürekler çatlatırcasına amin deyip susmak… Yusuf’un nefsinin karayeline kapılmadığı ve edep meltemiyle arındığı bir vakitte susmak Yakup’un gözler dağlayan hicranına teselli olacak kelimelerinde, Yusuf’un kanlı gömleğiyle paramparça olduğu zamanda susmak…

Susmak… Sevgiliye meftun bulutun sevdası karşısında
susmak… Gafletin elinden Nur_u Dilaranın cemaline savrulan taşların mahcubiyetiyle susmak… Hicretle ayrılığa mahkum edilen Mekke’nin hicranına bürünerek susmak… En şerefli ağaç olarak bilinen hutbelerin yoldaşının ardın sıra özlemden kuruduğu anda susmak Ebu Bekir’in babasını can dostta feda ettiği yarenliğin en yüce mertebesinde, Ömer’in sevdasına bürünüp, adaletiyle gönülleri fethettiği, bir vakitte Osman’ın edebiyle melekleri bile hayran bıraktığı Ali’nin bedeninin küçüklüğüne aldırmadığı, yüreğinin büyüklüğüyle ölüme meydan okuduğu bir vakitte susmak… Ensar ve Muhacirin gönüllerindeki muhabbetti simalarındaki akse yansıdığı bir anda susmak… Bilal-i Habeşi’nin ALLAH BİRDİR sözüne mazhar olduğun saniyede susmak… Ve Sevgilinin ikliminde dolaşan tüm varlıkların dili kelamından dökülenleri duyduğun anda susmak… Dildeki savunmaların anlamlarını yitirdiği, uvuzların bir bir dile geldiği bir vakitte susmak… Dünyalık kelamların varlığının hiçliğe sürüklediği bir gecede susmak… Söylenmemiş cümlelerin dahi tek ve yegane dinleyicisi olan HAKK’ın huzurunda susmak… İhlası derinliklerinde saklayan yüreğin konuştuğu bir vakitte Günahkar bir dilin haykırışına prangalar vurup
susmak… Dünya rıhtımından, ukba okyanusuna
  
| |
| May 25 Beni tanımıyorsun, en çok da bu yanını seviyorum sana yazarken. Beni tanımanı istemiyor kalbim, sadece dinlemeni. Dinlemeni ve aynı duyguları paylaşmanı benimle .. Herkesten en yakın olacağız birbirimize. Eğer susmazsak, paylaşırsak, saçma bulmaz, anlamlarda buluşursak.
Dar geçitlerden, karanlıklardan geldim buralara. Yolum bitmedi daha biliyorum. Eskisinden daha güçlüyüm, en zor yollardan geçtim gibi. Geriye kalan yolda daha zorlu anlarım da olacaktır elbet. Ancak öylesine hazırım ki, öylesine ayakta kaldım ki, daha ne olsa aşarım, aşacağım. Aklım hep geriye dönerdi, anılara, yaşanmışlara, yaşanmamışlara. Bir balığın habersizce ecele takıldığı gibi, takılırdı mazim yüreğime, dünüme, yarınıma. Yine takılmıyor değil zaman zaman. Yine derinlere inmiyor değil gözlerim. Ama artık boğulası hıçkırıklar, pişmanlıklar yok. Sanırım büyümek bu...
Büyümek nasıl bir şeydir diye meraklarım vardı. ! Galiba görüyorum ve hissediyorum artık bunu. Büyümek için, yaşımdan medet umardım. Hadi artık yaş kaç oldu, büyüt kendini. Nasıl? Rakamlarda değildi hüner, yaşanmışlıklarla geliyordu olgunluk, tabi hüner buysa. Ve hala &8211;sanırım- büyüdüm'lü yaşlar içindeyim. Çok tatlı ama! Çok umarsız her şey. Buysa büyümek, geç kalmışım diyesim var. Düşünmemek her şeyi, dilediğince, gönlünden geçtiğince, an'ı yaşamak; yarını yokmuşcasına. Kaç yarınımız vardı ki zaten. İşte bunu kavramak.
Yarın yokmuş gibi yaparsa insan, bugün daha başka yaşanıyordu yaşam. Daha, çok daha başka .. Gelen yarınlara, gelecek günlere de bir şeyler götürmeliydi insan. Bu düne kadar ki düşüncem. Eskiden yani dün mesela, yarınlar için hazırlık yapardım belki de. Hani herkes gibi. İyi bir işim olsun, param olsun, düşünmeyeyim onu bunu. Bana göre değildi bunlar. Bunları yaparken, gününü göremiyordu insan. Bugünümden tat almadıysam yarınlarda ne işime yarayacaktı elimdekiler?
Evet yarınlara bir şeyler götürmek zorunlu diyorsanız, ben sevgi biriktireceğim. Eskisi kadar harcanmış değil. Seçilmiş yerini bulmuş sevgiler. Biraz da aşklarımdan katacağım içine. Aşkı bulmakla, aşkın olmadığına inandığım köprülerden indim artık. Aşk vardı hatta aşklar vardı. Her şey aşktı. Doyasıya yaşadığın, bugünündü aşk. Ne olduğunu anlamadan içine düşmeliydi aşkın, senin olmayacağını bildiğindi aşk. Bir ömre hapsedilecek alışkanlıklar, aynı sabahlarda uyanmalar, kavgalar gürültüler değildi aşk. Acı çekmeyi sevenler, seçimlerini bu yönde kullananlara -bize- göreydi aşk. Acıtacaktın yüreğini, ah deliler gibi sevip, geceleri uzatıp ardından sabahlara kanat açmalıydı bitmiş aşklar, kuşlarca özgür. Çok sürmeden, arada kanatılacak yaralardı aşk. Ömürde kalan sevgiyse ne ala, aşkı sığdıran varsa bir ömre, güler geçerim şimdilerde. Ansızın, sorgusuz, baş döndüren, bitecek sabahlardaydı aşk. Yüreğinde kelebekler uçmayacağı an`a kadar, zincirlemek haksızlıktı. Güzel bir iz olarak kalsındı aşk. Nefretlere, kinlere dönüşecekse, yaşanmasındı. Düne ihanet değil bu değişimim, yarına armağan kendimden; kendimi. Yarınıma yorgun, yenik, pişman bir ben götürmektense, aşkları rafa koymayı öğrenip, acılardan sıyırdım yüreğimi. İşte şimdi bulduğumdu aşk.
Sen! Dost; bu yazımı okurken seni benimle paylaştığın için teşekkürler. Aşka inanan ama bir ömür sürsün diye çırpınanlardansan, bırak yüreğindeki kuşu hemen, sal uzaklara. İnan durma. Sende benim gibi büyümediysen, unutma sözlerimi. Aşkı benim tanımımla paylaştığında, büyüdüğün andır. Hele bir de içinde kalmış bir sevgili varsa, hani doyamadığın, değilse çok uzaklarda, ona sarılmak en muhteşem andır. Artık yaşam şimdidir. Günü uzatmak, yarından uzak kalmakla başlar ve dünü anmamakla. Balıklar bile öğrendi, oltalardan uzak artık bir çoğu. Büyüyenler yüzmeye devam ediyor ve oltalara takılanları seyrediyor, bizler gibi. Yemlere av olmaktan kurtulup, kendi kendine doymayı öğrenmekle başladı her şey. Büyümekle ...
Mutlu ol ve sevdiğince sevil!
|
|
|
|